İçeriğe geç

Sepet

Sepetiniz boş

Makale: Dara: Yolculuğun Başladığı Yer

Dara: Yolculuğun Başladığı Yer

Dara'daki çekim, kumaşla zamanı izlemek gibiydi. Yumuşak kış güneşinin altında, eski şehrin taşları zamansız, yıpranmış ve derinden kök salmış sessiz bir güçle parlıyordu. Bir zamanlar dillerin iç içe geçtiği, minarelerden ve çan kulelerinden duaların yan yana yükseldiği dar sokaklarda yürüdük. Hiçbir şeyi sahnelemeye gerek yoktu; mekan kendi hikayesini taşıyordu.

Zeytin ağaçları ve oyma taş duvarlar arasında Dara'yı bulduk. Bir zamanlar Roma kalesi olan bu yer, şimdi sessiz bir tarih iskeleti; tonozlu sarnıçlar, taşa oyulmuş mezarlar, fısıldayan koridorlar... Sadece bir arka plan değildi. Varlığıydı.

Rüzgar kumaşların arasından nazikçe esiyordu ve ışığın kendine has bir havası vardı. Mankenin adımları yüzyılların tozunu kaldırıyordu. Mardin bu koleksiyona sadece ev sahipliği yapmadı, adeta onunla nefes aldı.

O gün Anétoile'e bir başka iplik daha dokundu. Sadece yakalanan değil, hissedilen bir anı.